kaleminize sağlık hocam. bu bilgileri aslında aylar önce shockvoice kanalının bir videosunda görmüştüm. antik mısır’ın kozmetik ve parfüm kültürünü okuyunca insanın aklına şu geliyor: “medeniyet” diye ortalıkta gezinen birçok avrupa ülkesinin daha ortada olmadığı dönemlerde, nil kıyısında insanlar hem estetik hem kimya hem de ritüel kültürü açısından bugün bile hayranlık uyandıran bir incelikle yaşıyordu.
bugün parfüm şişesine estetik diye baktığımız şey, o dönemde hem kutsal hem tıbbi hem de sosyal bir işlev taşıyordu. tanrılara sunulan tütsülerin bile günün üç zamanına göre ayrılması, kyphi’nin tarifindeki karmaşıklık, sürmenin içine katılan malzemelerin çeşitliliği… bunların hepsi bize şunu gösteriyor: bu insanlar kokuyu hayatın akışını şekillendiren bir değer olarak görüyorlardı.
bugün avrupa’da parfüm tarihinin 16. yüzyıl fransası ile başladığını sanan çok insan var. oysa fransa, mısır’ın binlerce yıl önce elinde olan bilginin ancak gölgesine erişti. mısır’da sürme yapımı bile başlı başına kimyasal bir işlem. kozmetik teknolojisinin bu kadar erken bir dönemde bu kadar gelişmiş olması gerçekten inanılmaz.
ayrıca, eski metinlerde geçen o tören alaylarını hayal etmek bile insanın içini titretiyor: yüzlerce kızın altın kaplarda safran, mür ve buhur taşıdığı bir yürüyüş… aromatiklerle yüklü develer… nil’in üzerinde kokularla dolanmış bir sis tabakası… yani parfüm sadece “koku” değildi; kültürel bir atmosferdi.
şunu da eklemek lazım: makyajın yalnızca güzellik amacıyla değil, tıpkı iskitlerde ya da etiyopya kadınlarında olduğu gibi koruyucu, sembolik ve sosyal anlamları da vardı. avrupa bunların çoğuna orta çağda hala“büyücülük” diye bakıyordu.