Kokuyorum Parfüm Forum

Kokuyorum : Parfüm Forum

May
19
10.jpg

Chanel Les Exclusifs serisinden bir başyapıt COROMANDEL
Dilimin döndüğünce yorumlamaya çalışıcam.

Hint yarım adasının güneydoğu kıyılarına uzanan denizlere verilen isimdir COROMANDEL
Çin ve japon evlerinde bölüm ayırmak adına yada kıyafet değişiminde paravan olarak kullanılan katlanılabilir mobilyalar hindistan sahillerinde yapıldığı için coromandel paravanları diye isimlendirilmiştir.

Coco Chanelin ilgisini çeken bu paravanlar beğenisi kazanmakla beraber ve koleksiyon oluşturmaya kadar varmıştır

11.jpg

Chanelin Les Exclusifs diye adlandırdığı seride satılan özel ve yüksek fiyatlı kokulardandır.Chanel'in başparfümörü Jacques Polge ve Serge Lutens parfümlerine imza atan ünlü parfümör Christopher Sheldrake tarafından ortaklaşa yaratılmış ve en çok konuşulan parfümü olmuştur.

6 les.jpg

Merak ettiğimiz kokukları deneyimlemek adına az miktarlarda alım yaparak ulaşılması zor kokular dahil tüm kokulardan faydalanabildiğimiz tek bir yöntem vardır dekant sistemi , bu yöntemle kokladığım ilk koku coromandeldir.Hayranlığım o zaman başladı diyebiliriz tavsiye ettiğim kişilerinde çok sevdiği bir koku olmuştur.

Başlangıcı çok farklı olan coromandel için nemli tatlımsı toprak kokusu yada odunsu oryantal yorumu yapılsada bendeki ilk izlenim tatlı kremsi patchouli ile başlayan yasemin kökü ile topraksı havaya bürünen kırmızı gül ve trunçgillerle oryantel havaya bürünüp başlangıcını tamamlayan bir baş yapıttır

12.jpg

Orta notalarda benzion notası kafaları karıştırıp kokuyu bambaşka bir yere taşısada vanilya ve beyaz cikolata dereye girip Musk ve İncense notalarıyla bu algıyı yok ediyor koku tatlımsı amber havasına sokuyor

" Başlangıcı harika orta kısım zorlayıcı sonu muhteşem "

16 KÜÇÜK.jpg

Tendeki etkisi daha zayıf kalırken kıyafette çok başarılı farkedilirliği yolda durdurulup kokunuz nedir dedirtecek cinsten kullandığım zamanlarda...
May
17
İlk kısa yorumum için affınıza sığınıyorum.

Bugün inceleyeceğim parfüm benim için çok özel anlar ifade etmiştir.

Konuğumuz Hermes un jardin sur le nil…
İsminden de anlaşılacağı üzere ferah, meyveli, çiçekli, ismini Nil nehrinden alan kıyı kokusu tabiri caizse.

3.jpg

Hermes parfüm evinin ünlü parfümcüsü Jean Claude-Ellena'nin yeni bir koku yaratmak istediği esnada bir Mısır gezisinde hayran olduğu Nil nehrini anımsatan ve o bölgede bulunan Mango meyvesinin o egzotik kokusuna hayran olduktan sonra bu koku ortaya çıkmıştır.

İlk açılış biraz ekşi hafif tatlı canlı greyfurt ile başlıyor Terre tarzı buruk bir başlangıcı var neredeyse çok ferah ağustos sıcaklarında birden bastıran sağanak yağışları gibi bir etki.Tuhaf olarak daha önce bu tarz kokularda rastlanmamış olan domates ve havucun eklenmesiyle farklı bir harman karşımıza çıkıyor ve koku hafiften ekşiliğini kaybedip buruk yeşil hafif tatlı bir kıvam sonrasında daha önce Kenzo Night ta kullanımını sevdiğim mangonun o muhteşem kokusuyla bütünleşiyor tam bitti derken son notalara yaklaştıkça lotus ve iris gibi çiçeklerin de dahil olmasıyla kokunun unisex kavramı başlıyor.Pek katılmamakla beraber aslında feminen bir izlenim yaratıyor.

Kışharici her mevsimde kullanılabilir olduğunu düşünmekle birlikte özellikle ilkbaharın yağmurlu günlerinde ve yazın bunaltıcı sıcaklarında kendinizi akdeniz kıyılarında hissettirip ferahlatan, daha çok kadınların tercihi olan fakat kesinlikle unisex kavramı denilen bir başyapıt…


4.jpg
Tanıdığım kimselere yeşil ferah meyve kombinasyonu diye tanımlıyor ve öyle anlatıyorum bu güzel parfümü. Ayrıca eminim şimdiye kadar kullanıp ta mutlu olmayacak kişi azdır ve etrafımızdan güzel övgüler aldığımda doğru bir seçim yapmış olmanın...
May
16
Bugün konuğumuz tabiri caizse limon ve incir bahçesi…

Kendinizi Akdeniz kıyılarında denize nazır bir evi olan, etrafında limon ve incir ağaçları ile çevrili bir bahçe de farzedin… hafifçe meltem esintileri eşliğinde incir ve limon kokuları tuzlu deniz kokuları ile buluşup bahçe deki vazoda duran sanki lavanta ile bütünleşmiş elinizde tuttuğunuz mojito ile tamamlayan o koku o tat sizi azımsanmayacak sekilde mutlu ediyor…

Annick Goutal Ninfeo Mio…
images (3).jpg

Muazzam bir açılış tanrım bu nasıl bir limon arkadan gelen incir yaprakları acı portakal ferah sert tsunami gibi…

Burnunuza yaşattığı mutluluk ve endorfin salgıladığı bir an…

O şok dalgası atlatıldığında incir yaprağı oturuyor tamamen sonradan eklenen odunsu notalar ise kokuyu tamamlayan ilk paragraf ta anlattığım hisleri yaşamanıza imkan veren kokuyu buluşturuyor…

Bu fresh festivali bir saat boyunca hissediyorum daha sonra koku eklenen lavanta ve odunsu notalar sayesinde diye tahmin ettiğim fakat içinde süt veya hindistan cevizi olmamasına rağmen Creed Virgin island water a benzemeye başlıyor…

images (1).jpg

Birkaç saat içerisinde limon incir artı viw cümbüşüne şahit oluyorsunuz...Bu haliyle rende 5-6 saat ilk birkaç saat yoğun sonraki saatlerde hissedilir şekilde devam ediyor fakat kıyafette daha iyi etki ediyor…

Diğer incir temalı kokulardan farkı daha fresh daha dönüşen beni daha fazla mutlu eden bir koku olması.
images (2)-800x546.jpg

Limon incir portakal kasnı otu sakızı

İncir yaprakları ve odunsu notalar

Bence yaz aylarında kullanılabilir size mutlu edebilir bir parfüm Annick Goutal Ninfeo Mio…

Bu arada bu koku ile tanışmamı sağlayan sevgili Erkan Ağa ya teşekkürler.
May
16
[​IMG]

Baruti 2014 yılında kurulmuş Hollanda merkezli bir butik. Henüz 8 parfüm üretmişler. Parfümörleri isminden anlaşılacağı üzere Yunan asıllı Spyros Drosopoulos daha önce 2012 yılında Magnetic Scent diye bir firma kurmuş ve 4 parfüm üretmiş daha sonra Baruti markasını kurup burada devam etmiş. Baruti sunumlarında benim kaleydeskop küçük kızımın ise mandala dediği bir desen ile imal edilen küçük keseler üzerine giydirilen kutu şeklinde. Takdir edersiniz ki 30 ml lik bir şişeyi bu denli özenli bir sunuma hazırlamak kolay iş değil. Açıkçası Akdenizli parfümörlerin yaptığı parfümler daha çok ilgimi çekiyor. Ortak bir algımız benzer zevklerimizin olması nedeniyle böyle bir ilgim var sanırım.

[​IMG]

Tindrer 2016 çıkışlı yeni bir parfüm Extrait de parfüm formunda; açıklanan notaları:

Üst notalar: Yeşil notalar, Galbanum (kasnı otu,şeytan tersi olarak bilinir.), Lemon verbena

Orta notalar: Menekşe

Alt notalar: Beyaz misk, Heliotrope, meşe yosunu

şeklinde.

Parfüm elime ulaştığında ilk olarak şişenin kapağını kaldırıp atomizeri kokladığımda eyvah dedim. Grey flannel bu :) menekşe baskın bir koku olduğunu düşündüm. Oysa hiç öyle değil aslında. Açılışını yemyeşil bir çimen kokusu yapıyor. Bu yeşil notaların içeriğinde yeşil çay ve canlı bir paçuli olduğunu düşünüyorum. Bildiğiniz yağmurlu bir havanın ardından boş piknik alanlarına yapılmış bir gezide olduğu gibi hafif toprak ama bolca yeşillik kokusu geliyor. Çok farklı bir açılış. Kendinizi bulunduğunuz yerden alıp bir ormana yanında dere akan bir doğaya götürüyor. İster inanın ister inanmayın...
Nisan
02
Sabah erken saatler. Bir çam ormanında yavaşça yürüyordum. Yoğun bir sis var etrafta. Yaz olmasına rağmen sisin serinliği ürpetici. Yerler çam kozalakları ve kuruyup dökülmüş çam iğne yaprakları ile doluydu. Sisin ıslaklığı yerdeki kozalaklar ve yaprakları nemlendirip havayı sonuna kadar çam kokusu ile doldurmuş. Bu harika kokuyu derin derin ciğerlerime çektim. Harika bir şey bu. İşte doğa bu. Orman bu. Biraz sonra sis hafifçe sıyrılmaya, güneş ışıkları da çam ağaçlarının arasından yüzüme vurmaya başladı. Karnım acıkmıştı. Bir ağacın altında bulduğum taşın üstüne oturdum, sırtımı da ağaca yasladım. Ağacın gövdesi yarıya kadar yosun ile kaplanmış. Elimi kadife misali yosunlara sürüp kokladım. Ne muhteşem bir şey bu yosun kokusu. Artık midemin isyan etmesine izin vermeden sırt çantamdan sandviçimi ve çay termosumu çıkardım. Sandviç çay ikilisini çok severim. Basit ve olabildiğince lezzetli. Daha ne isterim ki. Çayımı her yudumlayışımdan sonra burnuma o keskin çam kokusu vurmaya devam ediyor. Tam üstüme, ağacın dallarına bir çift kuş gelip konuyor. Kulağımda kuşların şarkıları eşliğinde karnımı doyuruyorum. Yürüyüşe devam...

Sis, yerini güneşin sıcağına bırakmaya başlarken kulağıma uzaktan su şırıltıları gelmeye başlıyor. Yakınlarda bir dere olmalı. Evet, işte orada. Hemen bir taşın üstünden sakin sakin akan dereye ellerimi uzatıyor ve suyun serinliğini yüzüme çarpıyorum. Gözüm biraz ileride öbek öbek orman çiçeklerine odaklanıyor. Fotoğraf makinemi çıkarıp onlara yaklaşıyorum. Bir kaç özenli pozdan sonra ellerime bir kaç farklı çiçekten alıyorum. Kırmızı, beyaz, sarı... Avucumu koklayınca çam ve yosun ile karışık belli belirsiz çiçekler, onlarca farklı ot ve bitki kokusu alıyorum. Sanki bütün ormanda bulunabilecek ne varsa şu an avucumun içine kokusunu bırakmış. Daha doğal ve yeşil bir koku olabilir mi? Emin değilim. 2.jpg

Tüm bu yazdıklarım Loewe Esencia Pour Homme'u kokladığım zaman aklıma gelenler. Kokumuz 1988...
Mar
30

Vanilla Oud Vertus for women and men - kadın erkek için


Yukarıdaki resimde parfümün gerçek sıvı rengi çıkmamış. Gerçek regi sarı ve açık turuncuya yakın bir renk.. Bu arada kıyafette 9-10 fıs bahar ayı performansı 80 saatte bile odaya girince kokunun hissedilmesi yönünde hala Maşallah.. Korkmayın parfüm bir anda o gücünü yaymıyor genelde, çok başarılı.

Zevk ile yazacağım ve zevk ile kullandığım parfümlerden. Vanilya, Öd (Oud, Ud, Ud-u Hindi) , Tonka fasülyesi, Orkide gibi mükemmel egzotik, oryantal kokuların mükemmel bir harmanı olmuş bence.. Öd ve Vanilya benim için ayrı güzeller.. Hele bu parfümdeki, sıcaklarda daha artan ud kokusu beni benden alıyor olumlu yönden ve havalar ısındıkça performans kimi açılardan, çoğu parfümdeki gibi düşüyor ama öd daha ön plana geçiyor. Bundan altta bahsedeceğiz.. Ud'a bir kez daha aşık oldum. Hem orta notalarda hem de alt nota da ud var denmiş, sanırım farklı kalite udlar olabilir..

Sandal odunu ilerde biraz daha belli oluyor ama diğer kokularla birleşik bu kısımı biraz daha çalışayım ki bu iş bitmez parfüm dünyasında görünüyor.. Odaya girince, son reformule ''Amouage Jubilation XXV'' gibi Öd kokusu var odada, bu kısmı da sevdim, sonra yumuşuyor ve tatlılıkla beraber sürüyor.. Parfümü kısaca anlatacak olursam, tatlılığı kısmen azaltılmış, daha az meyveli, Öd'lü Tom Ford - Black Orchid diyebilirim(ud ve o kadar değiştiriyor ki parfümü). Öd o kadar güzel ki tekrar tekrar bahsedeyim. Bu Black Orchid benzemesi kıyafet üzerinde daha çok ve de 7-9 saat sonra, zaten tek başına çok da belirgin olmayan orkide geri çekilmeye devam ediyor ve vanilya, ud gittikçe daha yalınlaşıyor. Tende ise gene ayrı bir güzel Vertus Vanilla Oud.. Öd kokusu tokca ve doğal olduğunu düşünüyorum.. Vertusdaki ud, miskimsi odun gibi kokuyor, derin bir güzel...
Mar
30
8180239.jpg

Soğuk bir kış günü şöminenin başında odun çıtırtıları eşliğinde ruhunuzu dinlendiriyorsunuz. İçiniz ısınıyor. Burnunuza Bulunduğunuz dağ evinin ağaç kokuları geliyor. Nefis bir ağaç kokusu. İçerisinde deri, tütsü yoğun dumanlı is…

Eski mistik ortadoğu kültürünü hissettiren, kendinizi o dönemden çıkmış bir tüccar hissi uyandırıyor kokumuz. Adını hak eden bir koku. "Venedik Tüccarı"…

Merchant-of-Venice-perfume.jpg

Parfümümüz sıcak odunsu bir koku. 2015 yılında piyasaya sürülmüş özel seriden. Safran, deri ve tütsüyü her daim hissediyorsunuz. Safran kullanımından dolayı Tom Ford Tuscan Leatheri anımsatıyor. Ama daha çok Frederic Malle Dries Van Noten e benzerliği ile dikkat çekiyor.

Deri kullanımı daha kuru. Safran, tütsü ve sedir parfümü yumuşatıyor. Hafif tatlılık var ama parfüme hoş bir aroma verdiği söylenebilir.

Kısaca sevdiğim bir deri-safran-tütsü yorumu diyebilirim.

Kalıcılık muazzam tenime sıktığım koku 2 gün olmasına rağmen hissedilebiliyor. Farkedilebilirliğini söylememe gerek yok sanırım.
Saygılarımla...

Benim Merchant of Venice Craquele ile tanışmama vesile olan @blerox a teşekkür ederim.


Son olarak not vermem gerekirse;


Koku güzelliği : 9/10
Genel beğeni: 7/10
Kalıcılık: 10/10
Farkedilebilirliği: 10/10
Mar
30
Merhaba bugün inceleyeceğim koku; İtalya'nın Salerno şehrinde bulunan Amalfi kıyılarından esinlenerek yaratılmış Fico di Amalfi. Acqua di Parma markasının Blu Mediterraneo serisinde en çok öne çıkmayı başaran kokulardan.

Acqua di Parma'nın kendi sitesinde de belirttiği gibi;

Amalfi Kıyıları. Nefes kesen manzara. Güçlü ve enerji verici.

Luxury+Amalfi+Coast+Hotels+with+a+View+-+Banner.jpg

Zaten şu manzaraya bakıp böyle kokunun çıkmasına pek şaşırmamak gerek doğrusu.

Acqua di Parma kendine has taze turunçgilli meyveli ve çiçeksi koku havası elbette bu kokuda olmazsa olmazdı. Sırf şişesine bile baksanız nasıl bir kokuyla karşılaşacağınızı az çok tahmin edebilirsiniz.

Zaten uzun süredir böyle bir koku arayışım vardı ve bir türlü aradığım kokuyu bulamamıştım. Ta ki bir mağaza gezisi sırasında öylesine denk gelip koklayana kadar..

Çok uzatmadan kokuya geçecek olursam, kokuyu ilk sıktığımda beni inanılmaz taze, doğal ve bir o kadar da mükemmel kokan turunçgil kafilesi karşıladı. Bunlar; Limon,Greyfurt, Bergamot ve Citron (Ağaç Kavunu). Daha önce beni bu kadar mutlu eden bir başlangıç kesinlikle olmadı ve olamaz herhalde. 742915-topic-ix-3.jpg

Yaklaşık 10 dakika mest eden bu başlangıçtan sonra zaten ilk sıkıldığı andan beri kokunun ana temasını oluşturmaya sabırsızlanan İncir, nihayet hafif yasemin çiçeği ve tatlı acı baharatlı kokusu olan pembe biberle orta notaya hükmetmeye başlıyorlar. Bu arada o başlangıçta mükemmel turuçgillere ne oldu diye soran olursa? Merak etmeyin onlar hala ordalar..

Fig2.jpg

Koku orta notaların sonuna doğru pembe biberin etkisiyle biraz acılaşırken incir'in tam kıvamında kullanılan tatlılığı ile hafif tatlı acı bir koku haline dönüşüyor. İnsanı gerçekten rahatsız etmiyor. Çünkü notalar o kadar doğal ki..

Artık sona mı yaklaşıyoruz, hayır olamaz! Tabi ki her güzel başlangıcın bir bitişi de olacaktır. Kokunun sonlarında hafif...
Mar
30
Ülkenin dört bir köşesinden büyük umutlarla gelen, ama umduğunu bulamayan ve asla bulamayacak olan, bu koca şehirde yerlileri tarafından her zaman "varoş insanı" olarak tanımlanacak, özünde güzel insanların olduğu bir gecekondu mahallesindeyiz. Kendi kendine yetebileyi öğrenmiş mahallenin, şehrin imkanlarından faydalanma gibi bir şansı yoktur. Zaten onları istemeyen şehrin de onlara; eğitim, sağlık, güvenlik gibi imkanlar sunmaya niyeti yoktur.

Haliyle bu mahallemizde güvenliği ve huzuru kendine görev edinmiş bir delikanlı var. O da okuyup doktor olmak istemiş, kendi insanlarına daha faydalı olabilmeyi dilemişti ama, doğup büyüdüğü bu mahalle ve herkese eşit şartlar sağlamayan hayat, ona da bu imkanları vermemişti. Yüzünde herkesin çekindiği bir sertlik vardı. O, sert olmayı istememişti. Sadece mizacı böyleydi ama kimseye bunu anlatamazdı. İçinden, bir yerlerden gelen ve sadece yakından tanıyanların hissettiği, çocukken hayalini kurduğu düşlerin, hiçbir zaman gerçeğe dönüşmeyeceğini bilmenin verdiği hüzün vardı. Ancak bu mahallenin ona ihtiyacı vardı ve sert görünmek zorundaydı. Her zaman asildi. Siyah kadife paltosu bulunduğu konumun ağırlığını temsil ederken, kadifenin yumuşaklığı kalbini temsil ederdi özünde. Bir de sevdiği vardı, Asuman. Ah Asuman seni görünce kalbi nasıl tatlı ve yumuşacık olurdu. Ama sen bunu hiçbir zaman bilemeyecektin.
2.jpg
LM Black Oud bu delikanlı gibidir. İlk sıktığınızda ödden ve tütsüden gelen o sertliği hissedersiniz. Küçük hindistan cevizi ve kimyondan gelen o baharat kokusuda sertliğine sertlik katar. Sakın kimyon sevmem demeyin, öyle güzel ve dengelidir ki, benim gibi kimyon sevmeyene bile kendini sevdirdi. Birkaç saat sonra kalbinde o sertliğe hafif bir yumuşaklık ve tatlılık eklenir. Amber ve vaniya etkisi bu. Öyle hafif bir tatlılık ki bu, amber-vanilya sevmem diyenler bile çok sevecek, kendimden biliyorum. Bu kısmı hep biraz hüzünlü gelir bana. Tatlılığını...
Mar
29
Kendinizi İngiltere de o kasvetli mayhoş sokaklarında, karabiber kıvamında ki akşamında, gökten kendini gösteren vişne rengi dolunayı izlerken düşünün, güzel bir atın üstündesiniz puslu vanilyalı hafif bir yağmur yağıyor, o dar sokaklardan birinde hemen köşede eski püskü tarçın rengi bir dükkandan gelen koku sizi sarhoş ediyor…

02505.PNG
Yavaş yavaş siyah misk atınızı o yöne sürüyorsunuz koku enteresan bir hal almaya başlıyor yaklaştıkça, cebinizden tütün paketiyle sedir ağacından yapılmış piponuzu çıkarıyorsunuz.

Piponuzdan çıkan siyah tütün kokusu tarçın rengi tatlıcı dükkanı siyah atınızdan gelen misk kokusu puslu gecede size festival yaşatmaya başlıyor.

Tarçın rengi dükkanın kapısından içeri girdiğiniz de etrafta tütsüler sizi karşılıyor, dükkan sahibi vanilya sıcaklığında gülümseyip kahvenizi getiriyor kahvenin yanında tarçınlı vanilyalı vişneli çörek ikram ediyor…

Eski bir gramofon dan Edith Piaff tan La Vie En Rose çalıyor ve bu ambians ta sizin iliklerinize kadar mutlu olmanızı sağlıyor…

Benim için Herod bu anlattıklarımı ifade ediyor…

Muazzam bir açılış kırmızı meyveler, biber muhtemelen sonra tütün vanilya ve tütsü…

Beni mutlu edecek her şey mevcut bu güzel kokuda..

Dilimden döndüğü kadar...