Kokuyorum Parfüm Forum

Kokuyorum : Parfüm Forum

Mar
20
Karşımızda parfüm dünyasının en eski ve en köklü parfümevlerinden biri Lubin var.
Fransız ihtilalinden hemen sonra kurulduğunu söylersem, size kaç yıllık bir parfümevi olduğu hakkında bir fikir verir sanırım.
Pierre-François Lubin isminde bir Fransız sırf para kazanmak için bu firmayı kurmuş olamaz. Henry Ford, Thomas Edison gibi kendisini ilgi alanına, sanatına adamış bir adam. Bunun ilk ödülünü de saraylara, sosyeteye ürünlerini satarak almış; hatta ve hatta 1830 yılında ilk defa başka bir kıtaya Amerika'ya parfüm ihraç etmiş.
Lubin parfümevi hakkında fikir sahibi olunması açısından bu kısa bilgiyi verdikten sonra, Olivia Giacobetti tarafından yaratılan Lubin Idole kokumuza gelelim.
Parfüm 2005 yılında çıkan ve beni de fazlaca etkileyen Edt versiyonunun aynı parfümör tarafından yeniden yorumlanmış Edp versiyonu olarak karşımıza çıkıyor.
Parfümü deri görünümlü şık kutusundan çıkarıp şişe tasarımına baktığımda, sadece şişe için bile bir yazı yazılabilir demiştim kendi kendime.
Lubin Idole sizi daha koklamadan etkisi altına almayı başarıyor. Afrika'nın tahta maskelerini bilirsiniz. Şişenin kapağı tıpkı onu andırıyor. Parfümün resmi tanıtım yazısında Afrika'nın egzotik baharatlarından bahsedildiğini düşünürsek, şişe tasarımı ile koku içeriği arasında bir uyum olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Kokuya gelirsek, odunsu-baharatlı grupta sınıflandırılmış olmakla birlikte ben oryantal tarafa da yakın buldum.
Parfümün açıklanan nota içerikleri şunlar:
Üst: Safran, rom, kimyon, turunç
Orta: Abanoz, şeker kamışı, tütsü, olibanum
Alt: Amber, deri, sandal ağacı
Parfüm açılışında bolca sıktığınızda bile genzinizi yakmayan sımsıcak baharatlarla size merhaba diyor. Kokuyu içime ilk çektiğim anda sandal ağacı, rom ve yumuşak bir deri kokusu aldım. Genel itibariyle boozy bir tarzı olduğunu hemen fark ediyorsunuz. Araya karışan baharatlar ve şeker kamışından kaynaklı hafif bir tatlılık ile kokumuz devam ediyor. Daha...
Mar
18
[​IMG]

Christian Dior Fahrenhait Vintage

Parfüm ilk olarak 1988 yılında piyasaya sürülmüştür. Parfümü Michel Almairac ve Jean-Louis Sieuzac tarafından yapılmıştır.

Öncelikle elimdeki parfümlerden bahsederek yorumuma başlamak istiyorum. İki adet parfümden biri eski adres 30. Avenue Hoche 88 yılında ilk çıkan, diğeri ise 91 yılının sonlarında çıkan yeni adres 33. Avenue Hoche olanlar. İkisinide denediğimde aralarında çok bariz farklar olmadığını belirtebilirim.

Kokuya geldiğimde ilk olarak nerdesin ve sana ne olmuş böyle demekten alamıyorum kendimi.
Başlangıçta parfüme çok kaliteli deri, misk, süper bir lavanta ve menekşe yağı ile herkesin petrol kokusu olarak adlandırdığı bence daha çok barut ve petrol karışımı sert bir giriş yapıyoruz.
Bu başlangıç gerçekten kullanıcıyı zorlasada derinlerden biraz sabret der gibi :)
Ne uzun ne kısa süren başlangıç sürecinden sonra misk kendini devreden çıkartıp, lavanta eşiliğinde vetiver ve odunsu notalar aşık olunacak maskulen Fahrenhait ı bize vermeye başlıyor. İyice teninice işleyen kokunun gerçekten bu aşaması güzel.
Orta notalarda maskulen yapı hiç bozulmuyor ancak çiçeksi notalar ve tonka fasülyesi ile daha rahatlıyor parfüm. Artık tamamen mest olma vakti :)
Bu şekilde uzun saatler ve girdiğiniz her noktaya yayılmaya devam ediyor parfüm sanki sizin imzanızı bırakıyor.
Dip notalarda ise biraz narenciye etkisi ile dirensede sakinleşmeye çalışıyor parfüm ve zorda olsa sakinleşiyor :)
Yaptığım araştırmalara göre kademeli olarak formüle edilsede 2004-2005 yılına kadar kullanıcılarını memnun eden parfüm sonraki yıllarda özellikle eskilerini deneyenler için bişey ifade etmemeye başlıyor.
Parfümün kalıcılığı ve yayılımı gerçekten müthiş, ertesi gün bile tenimde kokusunu alabiliyordum.
Güncellerinin 450-500 TL bandında olduğunu düşündüğümde, Floransada 3 tane bulup tanesine 110 euro vermek bana bedavaya almış gibi hissettiriyor.

Genel Puanım...
Mar
18
[​IMG]

Jovoy Paris Remember Me

Cecile Zarokian tasarımı olan parfüm 2018 yılında piyasaya sürülmüştür.

Parfüm başlangıçta süt, çay ve vanilya notasıyla garip tatlımsı ama daha çok buruk balzamik bir havada bizleri karşılıyor. Bu kısım ilk koklamada parfüme vurulmayı sevenler için makbul değil.
Parfümüde Cecile’in süt notasını nasıl harmanladığını çok merak ediyordum. Detaylı kullanınca başarılı bir iş çıkardığını rahatlıkla söyleyebilir. Zaten Cecile Suleko Paris Babayaga, Jacques Fath Vers le Sud işleriyle hallice dikkatimi toplamıştı :)
Parfüme geri dönersek;
Başlangıçtan bi 20 dakika sonra buruk hava yavaşça çekilip vanilyanın konuya hakim olmasıyla parfüm keyifli bir tatlılığa kavuşuyor.
Orta notalardan itibaren ise bir tür egzotik beyaz çiçek olan Frangipani/Plumeria devreye giriyor. Bu aşamada birazda kakule hissettim ki bunuda dengeleme amaçlı kullandığını düşünsemde kokunun biraz feminen tarafa geçiş yapmasına engel olamamış gibi.
Parfüm unisex kategorisinde piyasaya sürüldüğü ve bunu sağlamak için dip notalarda ise biraz odunsu notalar ile keskin feminen yapının önüne geçilmeye çalışılıyor.
Sonlarda oluşan feminenliği eleştiriyor gibi görünsemde aslında çokta ürkütücü olmadığını kullandıkça anlıyor insan :)
Çevremde özellikle orta notadan itibaren çok güzel dönüşler alan bir parfüm olmakla beraber bunu bende kullanabilir miyim diyen kadın arkadaşlarımda olmadı değil :)
Kalıcılık ve yayılım olarak çok başarılı bir koku tüm gün kendini hissettirdi. Özellikle kumaşta daha başarılı olduğunu düşünüyorum.
Son bir bilgide vermek isterim, çok sevdiğim bir arkadaşımın parfüm buluşmamızda Lancome Lavandes Trianon da benziyor demesi ve şişesini getirmem sonucunda birde baktım gerçekten çok benziyorlar :)
Klon diyemem ama yüksek yüzdede benzerlikler var. Sadece Lancome daki lavanta notası birazda başlangıçta buruk kısmı uzun tutmasını sağlamış gibi diyebilirim. Onun dışındaki...
Mar
16
Nihayet bugün teşrif ettik kendisiyle [​IMG]açılışındaki şampuan efekti kaybolunca ortaya bembeyaz pürüzsüz kaymaksı bir zambak çıkıyor , zambağın yandaşları yasemin , portakal çiçeği ve sesi çok yüksek çıkan ylang ylang ve yoğun beyaz misk...bu koku bana hiç yabancı gelmedi Narciso rodriguez musc collection eau de parfum intense e çok benziyor. Bu parfüm bende olduğu için benzerliği yakalamam çok kolay oldu...aynı DNA üzerine kurulmuş iki parfüm bu...Musc İntense in köşeli yönleri törpülenmiş ve daha temiz adı gibi pure bir parfüm çıkmış ortaya...parfümün tene tutunuşu çok güçlü 3 saattir dehşet yayılımı var...bu tarz misk tabanlı indolik beyaz çiçek kokularından hoşlananların kayıtsız kalamayacağı bir güzellik
Mar
14
Io Non Ho Mani Che Mi Accarezzino il Volto

[​IMG] [​IMG]

Io Non Ho Mani Che Mi Accarezzino il Volto yu inceledim. Evet, Io Non Ho Mani Che Mi Accarezzino il Volto. Tabii ki adını kopyala yapıştır yapmak durumundayım, çünkü diğer türlü mümkün değil. Ufak bir araştırma ile öğrendiğim kadarıyla “ Yüzümü okşayacak el yok” gibi bir anlamı varmış. İtalyan şair David Maria Turoldo nun bir şiirinin dizelerinden gelmekteymiş. Mario Giacomelli isimli fotoğrafçı buradan ilham alarak aynı isimde bir kitap çıkarıyor. Parfümör de bu kitaptan ilham almış. Elimde malesef bir şişesi yok, keşke olsaydı. Şişe görüntüsü yukarıdaki gibi.

[​IMG]

Kokuyu sample kapağından kokladığımda koyu yeşil otlar, deri kemer vari yumuşak, tozlu bir deri alıyorum. Çok aşağılardan biraz da sanki tatlı-tozlu baharatlar.

Açılışı pek alışıldık olmadık şekilde gerçekleşiyor. Köksü, buruk ve karanlık yabani otlar, aradan çok fazla seçilemese de, otların ardında kalmış citruslar ( tozlu,çok fazla asidik olmayan eski bergamot ön planda) ve baharatlar. Baharatları henüz seçemiyorum. Açılışı koyu, kapalı olmasına karşı, bergamot ile biraz canlandırılmış, dengelenmiş. Sanki bergamot yanında kokuyu fazla karanlık olmaktan kurtaran birkaç açık ve ferah yeşil nota da kullanılmış. Girişini biraz karalahana sarmasına ve ıspanağa benzettim. Durulan yabani otlarla birlikte dumansı bir tatlılık yükselmekte.

Kokuya çok tatlı olmayan, yine de yapısı gereği tatlı olarak nitelendirebileceğimiz tarçın ekleniyor, sanki biraz da karanfil. Tarçının belirginleşmesiyle, koku biraz daha Jacques Bogart Witness a benzer bir hal almakta. Witness gibi dumansı fakat tarçın o kadar tatlı değil. Witness daki meşeyosunu yerine adaçayı koyun, yani yeşil yönü tiz değil de, biraz daha mid-bass oynuyor...
Mar
12
Takım tutar gibi bir parfüm evini tutmaya, fan-boy olmaya karşıyımdır, ancak gerek enfes sunumları gerekse beni bir çok kez kalpten yakalamayı başarmış parfümleriyle diğer parfüm evlerinden ayrılan, manevi bağ kurduğum bir marka Amouage. Pekiiii nerelerdeydi bu Amouage bunca zamandır? ne olmuştu? neden bir Interlude bir Jubilation ya da Epic çıkmıyordu artık? Yoksa kralı kaybediyor muyduk? Uzun zamandır bu düşüncelere kapılıp giderken içimde bir umut ışığıyla beklemeye devam ediyordum. Ben Amouage ın artık şanına yakışacak bir parfüm çıkarmasını, eski günlere dönmesini beklerken o, Sunshine, Bracken, Figment gibi farklı olmaya çalışırken hep eksik kalan, bence ‘’olmamış’’ parfümler çıkarmaya devam ediyordu. Bunun yanında bir de Oman üretim mi UK üretim mi tartışmaları sürüp gidiyor, antilop pususuna yatmış timsahlar gibi Oman üretimi ya da piyango hesabı ‘’çıkmaz ya abi şans be’’ diyerek mıknatıssız kapak eski şişeleri kovalıyorduk. Açık söylemek gerekirse umut ufukta kayboluyor, tünelin sonu hiç aydınlık bir yere çıkacağa benzemiyordu ki tüm bu karabulutları temmuz güneşi gibi dağıtan Imitation çıktı karşımıza.



Imitation tür olarak oryantal sınıfında tanımlanabilir bir parfüm. Açılışında tatlı bir muskat ve bunu dengeleyen yine ekşi olmayan olgun, tatlı bir limon notasıyla başlıyor. Tenimde parfümün açılışı çok kısa sürmesine rağmen bu kısmı beğendiğimi söyleyebilirim. Kısa süren bu açılıştan sonra parfümün ana hatlarını belirleyen süete daha yakın bulduğum deri, süsen ve gül notaları devreye giriyor. Süsen parfüme floral bir yön verirken pudramsı yönüyle de bana eski kafa kadın parfümlerini anımsattı. Parfüm bu doğrultuda feminenleşmekteyken, süet ''buna izin vermem'' dercesine onu maskülen çizgiye çekiyor (şükür). Parfümün ana notalarından biri olan gül ise yüzünüze çarpmayan, sürekli hissedilen ama ‘’bu bir gül parfümü’’ diyerek kesip atamayacağınız oranda fevkalade iyi bir dozda verilmiş. Gül ve derinin uyumu muazzam....
Mar
11
Profumum Roma - Acqua di Sale

[​IMG]

Uzun süredir merak ettiğim bir parfümdü kendisi. Böyle farklı kokan, hatta parfüm gibi kokmayan parfümleri deneyimlemekten çok büyük haz almışımdır her zaman. Hele ki bu parfüm için beklentilerim oldukça yüksekti. Çünkü Ankara'da oturuyorum ve denizleri ancak yazdan yaza görebiliyorum. Ve benim bu denizi olan şehirlere karşı bir samimiyetimin olmasındaki en büyük etkenlerden bir tanesi de o şehirlerin havası. O şehirlerin havasındaki yosun kokusunu gel de bul şu Ankara'nın ayazında. Neyse şimdi Ankara'yı bi kenara bırakıp parfüme geçelim.

Parfümümüz için herhangi bir nota sıralaması verilmemiş, sadece içindeki dört tane nota rastgele yazılmış : mrytle ( Aromatik çiçeksi bir hava katarak parfümlere Akdeniz havası katan bir nota ), tuz, deniz yosunu ve sedir ağacı. Parfümün kapağını heyecanla açıp kokladıktan sonra bir anda tüm moralim bozuldu, nedeni de insanların yorumlarda o kadar bahsettiği o tuz havasını alamamış olmamdı. Şişesinden kokladığım zaman aldığım koku sadece herkesin sevebileceği yarı odunsu yarı deniz havasında bir kokuydu. Sonra bir ümitle belki sıkınca her şey değişir diye bir fıs fıslattım koluma. O fıslatmamla da şoka girmem bir oldu. Sanki kolumu tuz dolu bir çuvalın içine sokmuş gibiydim. Ve saniyeler sonra tekrar kokladığımda ise birden kendimi Antalya'da yosunların arasında buldum. Ama hiç öyle parfüm havasında falan değil. Kolunuzu denize sokun üzerine de deniz yosunu koyun alın size Acqua di Sale. Bu tuzlu-yosunlu başlangıçtan bir yarım saat kadar sonra devreye sedir ağacı giriyor ve parfüm tüm tuzluluğunu ve yosunları bir kenara bırakıp ben artık odunsu, ferah ve deniz havasını herkesin beğenebileceği bir havada sunarak yoluma devam edeceğim diyor.

Profumum'un başlangıcıyla son kısmı arasında epey bir fark var. Başlangıcı tuzlu-yosunlu ''ya sev ya terk et'' iken dip notaları herkesin beğenebileceği...
Mar
11
MDCI markasının 2009 yılında parfümör Jeanne-Marie Faugier’e tasarlattırdığı Vepres Siciliennes tema olarak Sicilya halkının feodal beylere karşı başlattığı bir isyandan ismini almakta. (Tarih bilgisi daha iyi olanlar veya meraklılar araştırıp daha detaylı bilgilerini bu başlığa yazabilirler) Markanın tarihsel süreçlerden ilham alarak parfümlere isim seçtiğini düşünürsek markanın teması ile uyumlu bir isim ile karşı karşıyayız.


Parfüm tenime ilk sıktığım an açılışını yoğun bir tatlı portakal ve alışılmışın dışında sıcak bir greyfurt patlaması ile yapıp ardına eklenen karakteristik bir mandalina ile hafif buruk şekilde gerçekleştiriyor. Yeşil nüanslar hemen bu açılışa eklenip biraz nemli bir yapı hissi yaratsa da ardından yoğun bir manolya ve müge çiçeği ile birlikte oldukça değişkenlik gösteren bir açılış ile sizi şaşırtıyor. Parfümde kullanılan ve oldukça net hissedilen bir neroli (portakal çiçeği) bu çiçeksi notaların arasında parfüme derinlik kazandırmakta.
vepres-siciliennes.jpg

Parfüm tende kaldıkça şeftali notası net bir şekilde kokuda belirginleşmekte ve çiçeksi notalar ile birlikte oldukça bahara uygun ferah ama çiçeksilik sebebiyle hafif pudramsı bir kompozisyona bürünüyor. Kalp notalarda en net hissedilen notalar; ylang ylang, şeftali, manolya, müge ve portakal çiçeği ile iç içe geçmiş çok çok az bir meşeyosunu olmakta. Oldukça kadınsı ancak bir o kadar da bir erkeği büyüleyebilecek derinlikte.

Dip notalarda çok net şekilde hissedilen bir karamele de rastlıyorsunuz. Orta notalar ile birlikte çiçeksiliğin daha belirgin olduğu ancak karamel ile pudramsılıktan arınmış bir parfüm ile teninizden ayrılmakta.

Parfüm yavaş yavaş kendini göstermeye başlayan baharın bir müjdeleyicisi olarak karşımıza çıkmakta. Kadınlar için üretilen parfüm bahar ayları için oldukça zengin ve kaliteli yapısı ile etkileyici diyebilirim. Özellikle gündüz kullanımı ofis ve iş hayatı için çok ideal ve baştan...
Mar
08
8 mart dünya emekçi kadınlar gününde forumumuza yeni bir kadın moderatör kazandırmanın sevincini yaşamaktayız.Forumumuzun deneyimli kadın üyelerinden @Benan hanım artık moderatör olarak forumumuza hizmet etmeye başlayacaktır.Kendisine ve @almıla hanım'a görevlerinde başarılar diler,onların gıyabında toplumumuzun her zümresinde kadınların daha eşit,katılımcı ve paylaşımcı bir yer edinmesini temenni ederim.
Mar
04
Modaya olan katkısı, Picasso'nun resme olan katkısıyla eş değer olarak görülen Paul Poiret' in hayatına dair bilinmesi gerekenler.


Modaevinin içinde parfüm satışına başlamış ilk terzidir Paul Poiret.

1901 yılında "dünyanın ilk giyim modası markası" diyebileceğimiz House of Worth' de (Charles Frederick Worth) işe başlayan muhterem, 1904 yılında Rue Auber no:5 / Paris' te kendi butiğini açmış, bir sonraki yıl ise Denise isimli hanım ile evlenerek hanımefendiyi markanın en bilindik modellerinden biri yapmıştır.

1914-1918 yılları arasında geçici olarak butiğini kapatarak orduya hizmet vermiş ve bu dönemde askeri paltolarda kumaş kullanımını asker başına 75 santim, dikim süresini ise dört saat kısaltarak takdir toplamıştır. Savaşın bitişi ile işine geri dönmüş ve tasarımları ile âlemleri çalkalamaya devam etmiştir.
pp2.jpg

Sonraları büyük kızı Rosine' in adına kurduğu "les parfums de rosine" markası ile Emannuel Bouler, Maurice Shaller ve Henri Alméras (efsanevi "joy"u bilir misiniz? Patou'nun 1930'da çıkardığı bu parfümün tasarımcısı da Almeras'dır) gibi parfümörlere tasarlattığı parfümler ile döneminde oldukça sükse yapmıştır. Parfümlerinde genelde gülün baskın olduğu çiçeksi bir koku profili hâkimdir.

Poiret'in parfümlerini neden kendi adı ile satmadığı bir muamma konusudur ve bu kritik hata ile birlikte "kendi adına parfüm çıkaran ilk modacı" unvanını Gabrielle Chanel'a (Coco Chanel) kaptırmıştır.

Gabrielle Chanel'in “no.5 için söylediği rivayet edilen "kadın gül gibi değil, kadın gibi kokmalı" sözü, aslında dönem itibariyle en büyük rakibi olan Poiret'in gül/çiçek temalı parfümlerine alenen laf geçirme çabasından başka bir şey değildir.
pp3.jpg

1921 ile 1925 arasında Paris, Cannes, Deauville, Biarritz ve La boule' deki butikleri ile altın çağını yaşamış, zamanın...
== Pause Infinite Scrolling ==
>> Resume Infinite Scrolling <<